Tüm Yazılar

Türk F-16’larına Yunan tacizi! Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bu direkt NATO’ya yapılmış anlamına gelir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın yıl dönümü sebebiyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen ’30 Ağustos Büyük Zafer’in 100’üncü Yılı Hususi Programı’nda konuştu. Erdoğan, konuşmasına 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutlayarak “Anıtkabir ziyaretimizin peşinden Devlet Mezarlığı’nda Ulusal Savaşım kahramanlarımızın aile efradıyla buluştuk. Kahramanlarımızı tanzimle andığımız bu buluşmada Anadolu’yu bizlere vatan icra eden şehitlerimizin ve gazilerimizin tamamını da dualarımızdan noksan etmedik. Bu yıl ilk kez 30 Ağustos Zafer Bayramı tebrikatında Ulusal Savaşım Kahramanlarımızın aile efradı da yer aldı. Kendileri 30 Ağustos konserinde de sağ olsunlar bizlerle birlikteler” ifadelerini kullandı.

Tarihe yeterince haiz çıkılmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz maalesef evveliyatına yeteri kadar haiz çıkamayan bir milletiz. Oysa ordumuzun nüvesini teşkil eden Kara Kuvvetleri’nin kuruluşunun 2 bin 231’inci yıl dönümünü geride bırakan, dünyanın dört bir yanında devlet geleneğinin temellerine ilişkin her gün yeni bulgular elde edilmiş bir milletiz. Hepsini bir kenara bıraktım, Anadolu’daki varlığımızın kökenlerine ve devletlerimizin gücüne bile hakkıyla nüfus edemediğimiz dönemler geçirdik. Aynı satih yaklaşımın Ulusal Mücadelemiz mevzusunda da yaşandığını itiraf etmeliyiz. Anadolu’daki son devletimizin ilk asrını geride bırakmaya hazırlandığımız şu dönemde artık tarihimizi daha iyi öğrenmemizin, ecdadımızı daha iyi anlamamızın önünde hiçbir engel kalmadığına inanıyorum. Ulusal Savaşım Kahramanlarımızın aile fertleriyle buluşmamızı hem onlar için bir hak teslimi hem de tarihimize ve ecdadımıza daha iyi haiz çıkmamıza vesile olacak bir adım olarak değerlendiriyorum” diye konuştu.

‘BÜYÜK TAARRUZ, GERÇEKTEN TARİHİ VE ÖNEMLİ BİR DÖNÜM NOKTASIDIR’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Büyük Saldırı’un zamanı ve mühim bir dönüm noktası bulunduğunu vurgulayarak, “30 Ağustos Zaferi Osmanlı’nın son döneminden beri uzunca süredir savunmada kalan Türk ordusunun ilk büyük taarruzu neticesinde elde edilmiş bir başarıdır. Daha ilkin Sarıkamış’ta ve Kanal Harekatı’nda meydana getirilen taarruzların istediğimiz sonuçlara ulaşmadığını biliyoruz. Öteki muharebelerimizde hep savunmaya dayalıydı. Büyük Saldırı, makus tarihimizi yenerek kendimize yeni bir gelecek inşa ettiğimiz hakkaten zamanı ve mühim bir dönüm noktasıdır. Ulusal Mücadeleyi, vatan topraklarını kirli ayaklarıyla kirleten düşmanla beraber onların iplerini elinde tutan yedi düvele karşı da yürüttük. Anadolu topraklarında tutunmanın pahalıya patlayacağını görenler, hep yapmış olduğu benzer biçimde vekalet savaşı yoluna gitmişlerdir. Tıpkı bugün olduğu benzer biçimde o dönemde de Yunanların sırtını sıvazlayan birileri, Afyon’daki cephe hattında kurulan tahkimatı, ‘Türkler bu tarz şeyleri 5-6 ayda aşamaz’ ifadesiyle tanımlamışlardır. Oysa 26 Ağustos sabahı ordumuz, bir tek 2 gün içinde bu tahkimatın tamamını yerle bir ve düşmanın çoğunu da imha etmişlerdi. Bizim komutanlarımız savaşı bizzat cephenin içinde yönetim ederken, Yunan ordusu, 330 kilometre ötedeki İzmir’den buyruk almaya çalışıyordu. Bundan dolayı onlar işgalci olmanın rahatlığı içindeyken, biz vatanımızı savunmanın inancı, haklılığı ve azmiyle savaşım ediyorduk. Bin yıl sonrasında yine Anadolu’ya hakim olma rüyası görenlerden canlarını kurtarabilenler, bir tek iki hafta sonrasında kendilerini İzmir’den ayrılan gemilere zor atmışlardı. Tarihe Başkomutan Meydan Muharebesi diye geçen 30 Ağustos Zaferi, Osmanlı’nın Sırplara karşı kazanılmış olduğu Sırp Sındığı Zaferine benzetildiği için Rum Sındığı diye de adlandırılmıştır. Sırp Sındığı ile Osmanlı, Balkanlar’daki varlığını, yıkılışına kadar kalıcı hale getirmiştir. Ikimiz de Rum Sındığı ile Anadolu’daki varlığımızı inşallah ebediyen kalıcı hale getirecek destansı bir zafer kazandık” dedi.

‘YUNANİSTAN BİZİM DENGİMİZ VE MUHATABIMIZ DEĞİLDİR’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistanlı siyasetçilerin geçmişteki yanlışları yapmakta ısrar eden bulunduğunu vurgulayarak konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

“Bir yüzyıl ilkin kendi halklarını ve ülkelerini felakete sürükleyen Yunanistanlı siyasetçilerin maalesef bugün de aynı yanlışta ısrar ettiklerini görüyoruz. Hep söylediğimiz benzer biçimde Yunanistan bizim ne siyasal, ne ekonomik, ne de askeri olarak dengimiz ve muhatabımız değildir. Tıpkı bir yüzyıl ilkin olduğu benzer biçimde bugün de Yunanistan’ı kullanarak ülkemizin vaktini ve enerjisini boşa harcatmaya çalışanların aslolan niyetlerini biliyoruz. Son günlerde yaşanmış olan gelişmeler, bu gerçeği inkarı mümkün olmayan bir açıklıkta her insanın önüne sermiştir. Bilinmiş olduğu benzer biçimde Ege’de internasyonal hava sahasında NATO görevi icra eden F-16 uçaklarımıza Yunanistan’ın Girit Adası’na konuşlandırdığı Rus menşeili S-300 Hava Sistemleri tarafınca radar kilidi atılmıştır. Bir ülke uçağına radar kilidi atılması düşmanca bir davranıştır. Hele bu tayyare NATO görevi icra ediyorsa, bu düşmanlık tüm üyeleriyle NATO’ya yapılmış anlamına gelir. Yunanistan, hava sahamızı ihlal ve uçaklarımızı tacizle başlamış olan hasmane tavırlarını S-300 radar kilidi atma seviyesine çıkararak aslına bakarsak bizlere değil NATO’ya ve müttefiklere meydan öğrenim görmüştür. NATO’nun en büyük gücü ABD, Türkiye’nin tamamen kendi güvenlik gereksinimleri için bulunduğunu defaatle ifade etmiş olduğu S-400 sistemleri almasını güya kendi uçaklarına tehdit olarak görmüştü. Bu adımımız peşinatını ödediğimiz F-35 uçaklarının verilmemesinden her alanda müdafa sanayii ürünlerine ve hatta daha ötesine geçen ambargolara maruz kalan fiili eylemlerle karşılanmıştı. Şimdi aynı ABD’nın, Yunanistan’ın bir NATO hava gücüne karşı S-300 sistemlerini harekete geçirmesine iyi mi yanıt vereceğini merakla bekliyoruz. Üstelik ABD, bizlere vermediği F-35’leri Yunanistan’a ikram ederek Rus Hava Müdafa sistemlerinin güya gözü benzer biçimde sakındığı bu uçaklarla aynı çuvala girmesinin yolunu kendi eliyle açmıştır. Biz, tedarikçi ülkeye sözümüz gereği F-35’lerle S-400’leri asla aynı sistemde kullanmayacaktık, kullanmazdık da. Fakat hiçbir hukuki, etik, insani sınır tanımayan Yunanistan’ın bu pervasızlığı yapacağından kimsenin şüphesi olmasın.”

‘BİZ, BİZDEN ESİRGENEN HER ÜRÜNÜ ER VEYA GEÇ ÜRETME KABİLİYETİNİ YAKALAMIŞ BİR ÜLKEYİZ’

Erdoğan konuşmasında, ABD’ın Hindistan’ın S-400 tedarikini yaptırım dışı bıraktığını hatırlatarak, “Demek ki sorun Rus Hava Müdafa sistemleriyle Amerikan askeri ürünlerinin beraber kullanılması değil, bizatihi ve mahsusen Türkiye’dir. Bizlere F-35 vermiyorlarmış, aldığımız alternatif müdafa sistemlerine tepki gösteriyorlarmış, saçma sapan mevzulara kadar varan ambargolar uyguluyorlarmış, açıkçası hiçbiri umurumuzda değil. Biz, bizlerden esirgenen her ürünü er yada geç üretme kabiliyetine, kapasitesine, kararlığına haiz bir ülkeyiz, Türkiyeyiz. Kendi vizyonumuz ve hedeflerimiz doğrultusunda gereksinim duyduğumuz her teknolojiyi geliştirme, her eseri inşa etme, her hizmeti sunma imkanını yakalamış bir ülkeyiz. Talep ettiğimiz uçakların verilmesinin herhangi bir mevzuda destek sağlanmasının bizim için tek anlamı, ülkemize karşı gösterilen dostluğun işareti olmasıdır. Türkiye geçtiğimiz 20 yılda kurduğumuz altyapının üstünde her alanda olduğu benzer biçimde müdafa sanayinde de kendi göbeğini kendi kesecek seviyeye gelmiştir. Bundan sonrası bir tek planlama, önceliklendirme, geliştirme ve üretme meselesidir. Kısaca vakit meselesidir. İşte bu inanç ve kararlıkla Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100’üncü yılı olan 2023’ü, Cumhuriyetimizin 2’nci asrını ‘Türkiye Yüzyılı’ haline getirecek yeni bir atılımın başlangıcı haline inşallah dönüştüreceğiz. Ülkemizin 20 yıl önceki seviyesi ile bugünkünü karşılaştırma eden vicdan sahibi hepimiz aradaki asırlık farkı görecek ve kabullenecektir. Bundan 11 yıl ilkin 2023 hedeflerimizi duyuru ettiğimizde kendi akıllarınca bizimle dalga geçenler şimdi haiz olduğumuz üretim ve ihracat gücü karşısında öncelik edinme ardında koşmaktadır. Normal olarak bununla kalmıyoruz, hatta hala hali hazırda haiz olduğumuz altyapıyı bir tek bir başlangıç kabul ederek hazırlıklarına başladığımız 2053 vizyonumuzla ülkemizi dünya liginin en üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Cumhuriyetimizin 100’üncü yılına yakışan budur” ifadelerini kullandı.

‘YUNANİSTAN’IN ADALARA ÜSLER KURMASI, TÜRKİYE İÇİN ANLAM TEŞKİL ETMEZ’

Erdoğan, konuşmasında Yunanistan’ın Adalar’a üsler kurduğunu aktararak, “Yunanistan’ın Adalara üstler tesis etmesi, kurması, Türkiye için hiçbir vakit anlam teşkil etmez. Burada düşünmesi ihtiyaç duyulan Yunanistan’a bunca desteği verenler, kendileri bundan sonrasında ne yaparlar onu bilemem. Ben bir kez daha 30 Ağustos Zafer Bayramını kutlama ediyorum. Ordularımızın Başkomutanı Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Mustafa Kemal Atatürk başta olmak suretiyle tüm Ulusal Savaşım kahramanlarımızı rahmet ve saygıyla yad ediyorum” dedi. 

Erdoğan, konuşmasının peşinden, Azerbaycan Vazife Grup Komutanlığı, Libya Vazife Grubu Komutanlığı, Katar Türk Birleşik Ortaklaşa Komutanlığı, Somali Türk Vazife Kuvvet Komutanlığı ve Bosna Hersek Türk Temsil Heyeti Başkanlığına video konuşma ile bağlanarak görevli Mehmetçiklerle görüştü. Külliyedeki kutlama, düzenlenen çeşitli konserlerle devam etti. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu